Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Göklerdeki Rızıklar / Uzayda Su  (Okunma sayısı 6021 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı T.Taşpınar

  • Administrator
    • Profili Görüntüle
Göklerdeki Rızıklar / Uzayda Su
« : Eylül 23, 2010, 06:17:21 ÖS »
GÖKLERDEKİ RIZIKLAR

Rızkınızla size vaadolunan şey göktedir.
51(Zariyat)/ 22

De ki: "Size göklerden ve yerden rızık veren kimdir?"
4(Sebe)/24

Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O'dur.
40(Mü’min)/13
 
Bu ayetlerde rızıkların yağmur ve Güneş ışığından daha geniş bir kapsamı olan gıdaların asıl kaynağının gökler olduğu belirtilmektedir. 120 çeşit molekül ve su içeren ''molekül bulutları'' ile göktaşları ve kuyruklu yıldızlar bu gıdaların dünyaya taşınmasında önemli rol oynamış olabilirler. Ayrıca şu kaynaktaki bilgilere de ayetlerin ne anlam ifade ettiği hakkında bir fikir verebilmektedir. Bilindiği üzere planktonlar okyanuslardaki besin zincirinin temellerinden birini oluşturmaktadır.

Uzay kaynaklı tozlar, okyanuslarda zincirleme olayları başlatabilecek çok miktarda demir içeriyor. Demirin bir kilosu, plankton miktarında birkaç tonluk artışa neden olabiliyor.
(Atlas Dergisi SELCEN PİRGE / Temmuz 2007, sayı 172



UZAYDA SU

Gökten belli ölçüde bir su indirdik de onu yeryüzünde durdurduk. Elbette ki biz, onu gidermeye de gücü yetenleriz.
23(Mü’minun)/18

Suyun Göklerden İndirilmesi:

Özellikle bu ayetteki ''su'' ve diğer birçok ayetteki su kelimesi bugüne kadar hep ''yağmur'' olarak düşünülmüştür. Ancak bu ayetteki suyun yeryüzünde durdurulması yağmur suyunun toprağın üzerinde durması anlamında düşünüldüğünde pek de mantıklı görünmemektedir. Çünkü toprağa veya herhangi bir yere düşen yağmur suyu orada kalıcı olamaz; ya buharlaşarak gökyüzüne çıkar ya da toprağın altına süzülür. Ayrıca, eğer Dünya Güneş’e biraz daha yakın olsaydı gökten inen su sürekli ancak buhar halinde kalabilecek ya da Güneş’e biraz daha uzak olsaydı sürekli buz halinde olacaktı. Suyun yeryüzünde tutulması ve onu gidermeye kadir olunmasının anlamı bu şekilde düşünüldüğünde daha net ortaya konmaktadır. Birçok ayette yağmurdan ayrıca bahsedilmekte iken, bazı ayetlerde ise yağmur yerine gökten indirilen sudan bahsedilmektedir. Ayetlerde kastedilen yağmur olduğunda bu açıkça yağmur olarak belirtilmektedir. Örneğin Nur suresi 43. ayette yağmuru oluşturan bulutlardan ve bunlardan yağan yağmurdan söz edilir. Bu surede yağmur su olarak değil, Arapçadaki yağmur anlamına gelen “el vedka’’ kelimesiyle geçmektedir. Bununla birlikte ancak gökten indirilen suyun Dünya dışından, yani uzaydan gelmiş olabileceği düşünüldüğünde ise ayetin anlamı daha net olabilmektedir. Dış uzaydan molekül bulutlarından ya da buz halinde su içeren kuyruklu yıldızlar yoluyla Dünya’mıza taşınmış olabileceğine dair güçlü bilimsel verilere ulaşılmıştır.

O (Rabb) ki yeri, sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı.
2(Bakara)/ 22

Gökten mübarek bir su indirdik. Onunla bahçeler ve biçilecek ekinler bitirdik.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      50 (Kaf)/9

O, gökten bir ölçü ile su indirdi. Biz onunla ölü bir ülkeyi dirilttik...
43(Zuhruf)/ 11

Şimdi bilimsel kaynaklardan tespit ettiğimiz şu alıntılara dikkat edelim.

Uzayda Su

Su, yalnızca gezegenimize ve Güneş sistemine özgü bir molekül değil, çok daha uzaklarda, uzayın derinliklerinde de su vardır.

Hidrojen, Evren’de en çok bulunan bir element'tir. Oksijen ise yıldızlarda oluşuyor ve süpernova patlamaları ile Evren'in her yanına saçılıyor. Bu iki element, yıldız oluşturan bulutsularda bir araya geliyor ve önemli miktarda su oluşturuyorlar. Zamanla bulutsular yoğunlaşarak gezegenlere, kuyrukluyıldızlara ya da başka gökcisimlerine dönüşüyorlar.

Su Kaynağı “ORİON BULUTSUSU”

Gökbilimciler, bir yıldız fabrikası olan Orion Bulutsusunun, her 24 saatte bir, Dünya'nın okyanuslarını dolduracak miktarda su oluşturduğunu keşfettiler. Gökadamızda, bu tür bulutsuların sayısının milyonlarca olduğu düşünülüyor. Bu bulutsular, durmadan su oluşturuyorlar. Radyo gökbilimciler, gökadamız Samanyolu dışındaki bazı gökadalarda da suyun izlerini gözlediler.

Uzayın Derinliklerinde Su

1996'da, astronomlar, uzayın derinliklerinde su buldu. Astronomlar uzun süredir, 'suyun yıldızların ve gezegenleri oluşumunda' önemli bir rol oynadığını düşünüyorlar. Avrupa Uzay Ajansı'nın Kızılötesi Astronomi Uydusu'nun fırlatılması, ilk kez, 2600 ışık yılı uzakta bulunan Cygnus takımyıldızının karbonca zengin nebulası, suyun varlığının kanıtlanması için, astronomlara olanak sağladı. Nebula, yıldızlar arası karışık gaz yığını ve gezegenlerin oluştuğu yer olarak düşünülen toz bulutsusu (kümesi). Bu araç, ayrıca dev yıldız Hydra'daki su buharını ortaya çıkardı. O zamandan beri, astronomlar çeşitli diğer kaynaklarda suyu gözlemleyebildiler.

Yeryüzünün Suyu Nebulalardan mı?

Yeni bir radyo teleskopu, yıldızlar arasındaki çok büyük gaz ve toz bulutlarında su buldu. Bulutlu atmosferin 400 mil üzerindeki yörüngede dolaşan The Submilimeter Wave Astronomy Satellite (SWAS), astronomlara, uzaydaki suyun ilk net görüntüsünü verdi.

Yıldızlar arası toz bulutları, ömürlerini tamamlamış ve patlamış olan eski nesil yıldızların küllerini içerir. Bunlar aynı zamanda yeni nesil yıldız ve gezegenlerin kaynağını teşkil eder.
Astronomlar, yeryüzündeki suyun bir kısmının, yıldızlararası toz bulutlarındaki sudan gelmiş olabileceğine inanıyor.  (Dr. Bahri Güldoğan )
http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/hayatioz_su/su4.asp

Dünya’ya Su Nereden Geldi?

Yaklaşık olarak yeryüzünün %71'i okyanuslarla çevrilidir. Dünya'daki suyun toplam hacmi; 1.398.898.300 km³'tür. Buna buzullar, nehirler, göller, yeryüzü suları ve atmosferik su da dâhildir.
Suyun oluşumu, Dünya'nın oluşum ve değişim sürecine yakından bağlıdır. Ancak, Dünya'nın ve suyun bu oluşum süreciyle ilgili farklı görüşler bulunmaktadır.

Bilinen genel görüş, Dünya'nın başlangıcında suyun iki temel etkenle ortaya çıktığı şeklindedir. Birincisi, yanardağlardan fışkıran gazlarla birlikte su buharının da çıkması ve bu su buharının bulutları, ardından da yağmurları oluşturmasıdır. İkincisi ise buzullardan oluşan küçük kuyrukluyıldızların ve donmuş asteroitlerin Dünya'ya çarpmalarıdır. O başlangıç aşamasından bugüne kadar ise su, 'devri daim' yaparak Dünya'da dolaşmaktadır.
  
Yeni Kuram; Suyun Kaynağı Kuyruklu Yıldızlar
 
Yeni teorilerden biri, Dünya'nın başlangıçta, belki de hiç su içermediği ve belki de suyun tümünü kuyrukluyıldızlar ve sulu asteroitlerden almış olabileceği tezidir. Bu kuyrukluyıldızların kaynağı ise Neptün yakınlarındaki Kuiper Kuşağı ve Oort Bulutları bölgesidir. Bu bölge, Güneş Sistemi'nin soğuk, uzak bölgelerini çevreleyen ve trilyonlarca kilometre uzaklıktaki bir kuyrukluyıldızlar kuşağı yahut kuyruklu yıldız kümesidir.
 
Burada bulunan gökcisimleri, birer kirli kartopunu andırıyorlar. Kuyrukluyıldızların kaynağı olan bu cisimler, taş ve toz parçalarının yanı sıra, katı hale gelmiş metan, amonyak gibi molekülleri ve önemli ölçüde su buzu içeriyorlar.

NASA Verileri Kuramı Destekliyor

1986'da, Halley kuyruklu yıldızının, su buharından oluşmuş atmosferindeki D (Döteryum) / H (Hidrojen)  oranını ölçme olanağı elde edilmiştir. Kuyrukluyıldızın atmosferinin ortasından geçen Giotto uzay sondasına yerleştirilmiş olan kütle spektrometresi ile D/H oranının, 1/10.000 dolayında olduğunu kestirilebilmiştir. Bu ise Dünya atmosferindeki orana oldukça yakın bir değerdir.

1997'de NASA'nın ortaya attığı uydu verileri, Frank'ın görüşünü destekler nitelikteydi. Veriler, Atmosfer'in üst kısımlarında, o zamana kadar geçerli olan kuramların öngördüğünden çok daha fazla su olduğunu ortaya koymuştu. Bunun akla en uygun açıklaması ise atmosfere sürekli giren buz yüklü kuyruklu yıldızlardan kaynaklanan su buharı olabilirdi.

NASA'nın gözlediği ve 2000 yılının Temmuz ayında, Güneş'e yaklaşırken parçalanan LİNEAR kuyrukluyıldızı, bu yeni suyun kuyruklu yıldızlardan geldiği kuramına büyük destek sağlayan ilk örnek olmuştur. Çünkü bu kuyrukluyıldız, Dünya'daki suyla aynı izotopik bileşime sahip olduğu ifade edilen ilk kuyrukluyıldızdı. Taşıdığı su miktarı, 3,6 milyon ton olarak hesaplanan ve yaklaşık 1 kilometre çapındaki LİNEAR, kendi türünden kuyrukluyıldızların taşıyabileceği su miktarını göstermesi bakımından bir ilkti…

Son görüntülerin, parazit olasılığını ortadan kaldıran bir teknik kullanılarak, yeryüzünden, optik bir teleskopla alınmış olması, kuramı güçlendirici bir nokta olarak değerlendiriliyor.
 http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/hayatioz_su/su3.asp

Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.
15 (Hicr)/22

Bu ayette de gökten su indirilmesinde rüzgârların etkisinden bahsediliyor. Bazı bilimsel kaynaklarda da ''güneş rüzgârı''nın kuyruklu yıldızlardan suyun ayrılmasındaki rolü açıklanmaktadır.

Güneşin korona tabakasından gezegenler arası ortama yayılan elektrik yüklü taneciklerin oluşturduğu etkiye Güneş Rüzgârı adı verilmektedir. Güneşe yaklaşan kuyruklu yıldızların kuyrukları bu rüzgârın etkisi ile güneşe ters yönde uzanırlar. Güneş Rüzgârı, proton, elektron ve %5 kadar helyum çekirdeği ile az miktarda daha ağır atomlardan oluşmuştur.
http://www.uydukurdu.com/forum/showthread.php/evren_astronomi_ve_uzay-82789.html?s=e7f811e484a799abfe624c911c45674e&

http://www.fenforum.gen.tr/evren-astronomi-ve-t2106/index.html?s=42db869f69668c7d1cb3411e01b5bcb9&p=5682

Kuyruklu yıldızlar üç bölümden meydana gelir; çekirdek, saç ve kuyruk. Çekirdeğin büyüklüğü çok değişiktir… Çekirdeğin yapısında daha çok su buzu ve kaya gibi katı maddelerle hidrojen, karbon, azot ve oksijen gibi hafif maddeler bulunur. Kuyruklu yıldız, Güneş’e yaklaşırken sıcaklık tesiriyle çekirdekteki bu maddelerin bir kısmı katı durumundan gaz durumuna geçer ve çekirdek etrafında kuyruklu yıldızın saçı adı verilen, çok az yoğunlukta bir çeşit atmosfer meydana gelir. Güneş ışığının ve Güneş rüzgârının tesiriyle bu atmosferden ayrılan gaz ve toz partikülleri, Güneş’in aksi istikametinde çekirdekten uzaklaşırlar. İşte kuyruklu yıldızın kuyruğu dediğimiz şey, çekirdekten kopan bu parçacıklardır.

Görüldüğü gibi, dünya atmosferindeki bildiğimiz rüzgârın yerini Güneş rüzgârları almış ama ayetin anlamındaki bütünlük ve gerçeklik bozulmamıştır.

68. İçtiğiniz suya baktınız mı?  
69.  Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
                  56(Vakıa)/68,69

Kısaca hatırlatmak gerekirse, Oort Bulutu, kuyruklu yıldız deposu olarak adlandırılabilecek bir oluşumdur. Oradaki cisimlerden biri tedirginliğe uğrayacak olursa, içeriye, yani Güneş’e doğru düşmeye başlayacaktır. Daha sonra başına çok çeşitli şeyler gelebilir. Güneş’in etrafında bir tur atıp binlerce veya milyonlarca yıl tekrar görünmemek üzere Oort Bulutu’na geri dönebilir.''
http://www.ido-forum.org/uzay-astronomi/142736-gezegenlerin-otesinde.html

Kuyruklu Yıldız Bulutu (Kümesi)
                                                      Güneş Sistemi'nin oluşumuyla ilgili kuramlara göre, bu kuyruklu yıldızlar da, Güneş ve gezegenlerin içinde oluştuğu gaz ve toz bulutundan ortaya çıkmışlardır. Daha sonra Jüpiter ve Neptün gibi dev gaz gezegenlerinin, bugün bulunduğu soğuk bölgelerde toplanmışlardı. Ancak gaz devlerinin kütle çekim etkisi, bunları Güneş Sistemi'nin dışına; kimini Oort Bulutu'na, kimini de yıldızlararası boşluğa fırlatmıştı. Oort Bulutu, geçmekte olan bir yıldızın kütle çekim etkisi gibi etkilerle hareketlenerek, bazı kuyrukluyıldızlarını yeniden Güneş Sistemi'nin iç kısımlarına doğru püskürtüyordu.
http://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/hayatioz_su/su3.asp

Dünya’daki atmosferde oluşan rüzgârların yerine Güneş rüzgârlarını, atmosferdeki bulutların yerine ise Dünya dışındaki gaz ve toz bulutlarını ele alırsak, Yerküre’ye su taşıyan kuyruklu yıldızların asıl kaynakları bu bulutlar (Oort Bulutu gibi) olduğunu ve ayetlerin neyi ifade ettiğini daha iyi anlamış oluruz.
Ayrıca Vakıa suresi 68. ayette ‘’İçtiğiniz suya baktınız mı?’’ diye sorulması ile yukarıda da belirtildiği gibi NASA'nın gözlediği ve 2000 yılının Temmuz’unda ortaya çıkan yeni bir bilgiyle tam bir uyum sağladığını görebiliriz.

“Güneş'e yaklaşırken parçalanan LİNEAR kuyrukluyıldızı, bu yeni 'suyun kuyruklu yıldızlardan geldiği kuramına büyük destek sağlayan ilk örnek olmuştur. Çünkü bu kuyruklu yıldız, Dünya'daki suyla aynı izotopik bileşime sahip olduğu ifade edilen ilk kuyruklu yıldızdı.’’

Yani, içtiğimiz suyu incelediğimizde izotopik bileşiminin kuyruklu yıldızın geldiği buluttaki  (Oort Bulutu’ndaki) suyla aynı olduğunu görebileceğiz anlamı çıkmaktadır. Vakıa Suresi 69. ayette de buluttan indirilmesinden bahsedilmesi bu durumu destekliyor. Tabii ki bu anlamlar, ayetlerin ilk algılanabilen anlamlarının, yani bildiğimiz buluttan yağmur suyunun indirilmesi ile uzaydaki bulutumsu cisimlerden Dünya’ya gelen su olarak da algılanabilecektir. Ayrıca Kuran’da bahsi geçen Nuh Tufanı’nın ne şekilde gerçekleşebilmiş olabileceği konusunda da kuyruklu yıldızlarla taşınan suyun etkili olabileceği şu ayetlerle işaret edilmektedir.
 
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.

54(Kamer)/11, 12




GÖKTEKİ DAĞLARDAN İNEN DOLU (BUZ KÜTLELERİ)

Görmez misin ki Allah bir takım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; (bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!
24(Nur)/43

Yukarıdaki ayette geçen “gökten, oradaki dağlardan” benzetmesi çok ilginç bir anlatımdır. Bu benzetim aynı zamanda önemli bir gerçeğin de ifadesini içermektedir. Gökte yani uzayda gerçekten de dağlar kadar büyük ve tam da dağları andıran kütleler dolaşır. Bunlar kuyruklu yıldızlardır. Bu kuyruklu yıldızlar büyük oranda buzdan oluşurlar. Ayette bahsedilen dolu da zaten buz kütlelerinden oluşur. Bu dağlar gibi buz kütleleri zaman zaman Dünyamıza da isabet edebilmektedirler.

Bir kuyruklu yıldız, kirli buz, toz ve gazdan oluşur.
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=1&soru_id=483

Kuyruklu yıldızlar aslında 10-100 km. çapında buz ve kaya karışımı cisimlerdir. Bu buz ve kaya karışımı çekirdek, Güneşe yaklaştıkça üzerinden buharlaşan su, arkasında bir iz bırakmasına ve bu yüzden kuyrukluyıldız olarak adlandırılmasına sebep olmuştur.

Kuyruklu yıldızlar genel olarak 5-20 km çaplı, su, amonyak ve metan buzu ile toz (silisyum) karışımından oluşmuş kirli kartopu görünümündedirler. Bu ana parçaya "çekirdek" adı verilmektedir. Bu cisim Güneş'e yaklaştıkça, Güneş'in ısı etkisi altında buzları erimeye ve buharlaşmaya başlar. Buharlaşma sonucu serbest kalan toz ve gaz parçacıkları çekirdeğin etrafında yoğun ve parlak bir bulut oluşturur. Bu buluta kuyrukluyıldızın "saç" bölgesi denmektedir. Kuyrukluyıldız Güneş'e daha da yaklaşınca bu sefer Güneş'in ışınım basıncı etkisi sonucu saç bölgesindeki toz ve gaz, çekirdeğin peşi sıra bir kuyruk oluşturur. Bu kuyruk oluşum nedeni gereği her zaman Güneş'in aksi yönünde uzanır. Böylece çekirdek Güneş'e yaklaştıkça daha büyük boyutlu bir kuyruk oluşturur ve kuyrukluyıldız çıplak gözle dahi görülebilir hale gelebilir.
http://www.fiziksemineri.com/astronomi/kuyyil.html

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Amatör Astronomi Topluluğu üyesi Tunç Tezel, Perse göktaşlarının, 'Swift-Tuttle' kuyrukluyıldızından arta kalan döküntülerden oluştuğunu belirtti. Toz ve buz atıklarının 'yıldız kayması'na benzediğini söyleyen Tezel şöyle dedi:…

...Swift-Tuttle kuyrukluyıldızının yörüngesi Dünya'nın yörüngesiyle neredeyse çakışıyor, ama Dünya'ya çarpması gibi bir olasılığın bulunmadığı hesaplanıyor. Kuyrukluyıldız toz ve buz atıklarını arkasında bırakırken, bunlar yörüngesi boyunca dağılıyor. Toz ve buz atıkları her ağustos ayında atmosfere giriyor, 'kayan yıldız' gibi görünüyor."
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=45059

Danimarkalı araştırmacılar, 1908 yılında Sibirya üzerinde meydana gelen ve 500 hektar ormanı yok eden patlamaya, Dünya yakınlarından geçen bir kuyruklu yıldızdan kopan büyük bir parçanın yol açmış olabileceğini açıkladılar.

Araştırmacılara göre "Tunguska Olayı" 1-10 milyon ton ağırlığında bir buz kütlesinin orman üzerinde patlamasıyla meydana gelmiş. Rasmussen, buz kütlesinin, her 3,3 yılda bir Dünya’nın yanından geçen Encke Kuyrukluyıldızı’ndan koptuğu görüşünde.
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/haberler/cevre/2000-01-14.pdf
 

Tunguska olayı, 30 Haziran 1908 günü sabah saat yaklaşık 7:45 sularında Sibirya'nın orta kesimlerindeki Podkamennaya Tunguska Irmağı yakınlarında oluşan büyük gök patlamasının adıdır.

Patlama 10-15 bin tonluk bir dinamit kütlesinin patlamasına eşdeğerdi. Kesin olmayan verilere göre patlamanın nedeninin, bir kuyrukluyıldız parçasının ya da meteorun Yer'e çarpması olduğu sanılmaktadır. Cismin atmosfere yaklaşık 100.000 km/h hızla girdiği ve ağırlığının 100.000 ile 1.000.000 ton arasında olduğu varsayılmaktadır.

Patlama bölgesi ilk olarak Rus bilim adamı Leonid Alekseyeviç Kulik tarafından 1927-1930 yılları arasında incelendi. Olayı uzaktan gözleyenler önce bir ateş topu gördüklerini ve ardından yer sarsıntısıyla birlikte, güçlü sıcak rüzgârların oluştuğunu söylediler. Avrupa'daki sismograflar, patlamanın neden olduğu sismik dalgaları saptadılar. Patlamanın alevleri yaklaşık 800 km uzaktan görülmüştü. Cisim atmosferde buharlaştığından çevreye çeşitli gazlar yayılmış ve olaydan belli bir süre sonra bile Sibirya ve Avrupa'da geceleri gökyüzünün parlak bir renk almasına neden olmuştur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Tunguska_olay%C4%B1

Yukarıdaki bilgilerde, ayette geçen “şimşeğinin parıltısı gözleri alır” ifadesini destekleyen kısımlar vardır. Tunguska olayında oluşan patlamanın çok güçlü olması, alevlerinin yüzlerce kilometre uzaklıktan görülebilmesi ve uzun bir süre gökyüzünün parlak bir renk alması güçlü bir ışımanın belirtileridir. Üstelik ayette “Allah onu dilediğine isabet ettirir dilediğinde uzak tutar” denilmesi bunun çok etkili bir olay olduğunun değişik bir tarzda ifadesidir.



« Son Düzenleme: Eylül 23, 2010, 06:55:52 ÖS Gönderen: T.Taşpınar »


 

free counters