Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Dünya'nın Yuvarlaklığına ve Evren'deki Döngüsel Hareketlere Kuran'dan İşaretler  (Okunma sayısı 9808 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı T.Taşpınar

  • Administrator
    • Profili Görüntüle
DÜNYA’NIN YUVARLAKLIĞINA VE EVRENDEKİ DÖNGÜSEL HAREKETLERE
KURAN’DAN İŞARETLER

Dünya’nın yuvarlaklığına ve hatta geoit şekline işaret olarak değerlendirilebilen bazı ayetler vardır. Ancak, bu başlık altında genel olarak bilinen bu ayetler dışında şimdiye kadar bu şekilde değerlendirilmediğini düşündüğümüz bir ayetten bahsedeceğiz.

Yeryüzünü size boyun eğdiren O'dur. Şu halde yerin omuzlarında dolaşın ve Allah'ın rızkından yeyin. Dönüş ancak O'nadır.
67(Mülk)/15

Dikkat ederseniz ayette yeryüzü yani Dünya kişileştirilmiş ve boyun eğmiş bir halde duran, omuzlarına binilebilen bir canlı varlık olarak tasvir edilmiştir. Dünyamız da kendine özgü olan geoit şekli yani kabaca küre olarak tanımlanabilecek şekli dolayısıyla boyun eğmiş vaziyette bulunan bir insana benzetilebilir. Özellikle de yeryüzünün ‘omuzlarında’ yürünmesinden bahsedilmesi bu benzetimi güçlendirmektedir. Zira boyun eğerek eğilmiş duran bir insanın en yüksek uçları omuzlarıdır. Yerkürenin de küresel şekli sebebiyle tüm yüzeyi eğimli olduğundan (dağlar tepeler gibi şekilleri göz ardı edersek) yüzeyinin her noktası omuzlar gibi en uç noktalarını oluşturacaktır.
 
Ayette omuzlar kelimesinin karşılığı ‘’menakib” olarak geçmektedir. ’’Yerin menakibi” nedir? Bilindiği gibi menkib, omuz demektir. Ancak görüldüğü gibi ayette "iki omzunda" ifadesi kullanılmayarak "menakib" şeklinde çoğul kipiyle zikredilmiştir. Demek ki yerin omuzları, bildiğimiz binit hayvanlarında olduğu gibi iki omuzdan ibaret değil, çoktur.’’(Elmalılı Tefsiri) Görüldüğü üzere, iki omuz şeklinde değil de ikiden fazla omuzu kapsayacak şekilde omuzlardan söz edilmesi, Yerküre yüzeyinin her noktasının birer omuz gibi ve küresel bir yapıda düşünülmesi gerekir.

Ayrıca, yerin omuzlarında yürüyün sözü, kendi ayaklarımızla yürümenin yanı sıra Yerküreyi bir binek olarak düşünüp bineğin üzerinde ilerleme; mesela binilen bir devenin üzerinde ilerleme gibi anlaşılırsa, bundan “Yerküre’nin uzayda hareket halinde olması’’ ve insanların da onun omuzlarında, yani yüzeyinde ilerlemesi sonucuna da ulaşabiliriz. Ayette ‘’boyun eğen’’ anlamına gelen ‘’zelül’’ kelimesi kullanılmaktadır. Zelül, aynı zamanda ‘’hecin devesi ‘’anlamında da kullanılmaktadır. Bu da yukarıdaki bilgileri destekleyen bir durumdur. Çünkü bu deve türü tek hörgüçlü olup,  hörgücünün binilen üst kısmı şekil itibariyle bir kürenin kesitini andırır.

Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah'a secde ederler.
13(Rad)/15

Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir.
16(Nahl)/48

Gölgenin uzayıp kısalması için bir ışık kaynağı ile gölgesi oluşacak olan cismin bulunması ve bunların arasında döngüsel hareketin olması gerekir. Dünyamız gibi Evren’in diğer köşelerinde de ışık saçan yıldızların ve onların çekim alanında bulunan gezegenlerin ya da meteor ve kuyruklu yıldız gibi gökcisimlerinin onların çevresindeki yörüngelerde dönüyor olması gerekir.

Ayrıca ‘’sabah akşam’’ secde edilmesinden söz edilmesi güneşin doğup batması gibi ışığın döngüsel hareketi sonucu kaybolup tekrar ortaya çıkışını düşündürmektedir. Nahl Suresi 48. ayette de ‘’Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı?’’ denilerek yeryüzündeki yaratılan şeylerle sınırlanmaksızın tüm Evren’deki varlıkların gölgelerinin secde eder şekilde uzayıp kısalması ve sağa sola hareket ediyor olması nedeniyle Evren’deki tüm varlıkların durağan olmayıp, sürekli döngüsel hareketlerin olduğuna işaret olarak değerlendirilebilir.

Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istiva eden, “geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten”; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir.
 7 (A’raf )/ 54  

Yukarıdaki ayette geçen, “gündüzün sürekli bir şekilde geceyi kovalaması” ve “gecenin de gündüzü bürüyüp örtmesi” olayı dünyanın şekli ve hareketleri ile ilgili işaretler içermektedir. Uzaydan bakıldığında Yerküre üzerindeki herhangi bir nokta izlenecek olursa, bu noktaya Güneş ışığının ilk ulaştığı anda, bu noktanın bir adım ötesinin, yani batısının karanlıkta olduğunu ve gündüzü oluşturan ışığın sürekli bu karanlığı kovalarcasına izlediğine tanık olunacaktır. İzlenen bu noktanın simetriği kabul edilebilecek karşı noktada ise tersi bir durum söz konusu olacaktır. Yani karanlığın sürekli bir şekilde gündüzü temsil eden ışıklı bölgeleri bürüyüp örttüğüne tanık oluruz. Bu olaylar artık ilköğretim düzeyi bilgiler olarak kabul edilebilecek olan, Dünya’nın yuvarlaklığı ve kendi ekseni etrafında dönüşü gerçeğine ayetlerden işaret olarak kabul edilebilir.

A’raf 54. ayette “kovalayan” olarak gündüzün (ışığın) belirtilmesi ilginçtir. Zira ışık ve karanlık karşılaştırıldığında ışık bir enerjiyi ve hareketi içerir. Evren’de en hızlı hareket ışığın hareketidir. Karanlıkta ise böyle bir hareket çağrışımı ve ifadesi bulunmaz.
 
Güneş’ten gelen ışığın sürekli olarak karanlık bölgenin içine doğru hareketini görürüz. Ayette gecenin karanlığının gündüzü örttüğü belirtilir. Ancak örtme mutlaka bir hareket içermez. Olduğu yerde sabit duran bir şey de pek tabii başka bir şeyin altına girmesi suretiyle örtü olabilir. Işığı oluşturan fotonlar bir bölgeye gelmediğinde o bölgenin orada sabit duran karanlığın altına gireceğini düşünebiliriz.



DÜNYA’NIN UZAYI ÜZERİNE SARMASI

 ‘’Dünya Uzayı Üzerine Sarıyor” İki İtalyan fizikçi, Einstein’ın genel görelilik kuramının kolay gözlenemeyen bir öngörüsünü doğrulayarak Dünya’nın kendi çevresinde dönerken uzay-zaman dokusunu peşinden sürüklediğini gösterdi. Genel göreliliğin çıkarsınmaları, dönen bir kütlenin, tıpkı ağdalı bir zamk içinde döndürülen bir topun zamkı üzerine sarması ya da uykusunda dönüp duran bir kimsenin çarşafı üzerine dolaması gibi, uzay-zaman dokusunu da peşinden sürükleyeceğini söylüyor. …
Uzmanlara göre uzay-zamanın sürüklenme etkisi, bir uydunun yörüngesinde yılda 2 metrelik bir yalpalanmaya yol açarken, kütle dağılımının eşitsizliği nedeniyle meydana gelen yalpa, yılda birkaç bin km.yi buluyor.
Science, 22 Ekim 2004
NASA Basın Bülteni, 21 Ekim 2004 BİLİM veTEKNİK 16 Kasım 2004’’
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/haberler/fizik/S-444-16.pdf

Gökleri ve yeri gerçek ile yarattı. Geceyi gündüzün üzerine sarıyor ve gündüzü de gecenin üzerine sarıyor. Güneş’i ve Ay’ı da emri altına sokmuş ve onların her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. Kesinlikle, O Üstündür, Bağışlayandır.
39 (Zumer)/5

Yukarıdaki bilimsel kaynaktaki bilgilerle, Zumer 5. ayet arasındaki ilişki ilk bakışta bile göze çarpmaktadır. Ayette bahsedilen gece ve gündüz halleri, aslında, Dünya’yı çevreleyen uzaydaki ışık ve ışıksızlık durumuyla belirlenir. Dünyanın bir bölümünün üzerindeki uzay parçası Güneş’ten gelen ışık nedeniyle aydınlanmışsa o bölümde gündüz vaktidir denir. Aksi durumda ise geceden bahsedilir. Eğer bilimsel kaynakta bahsedildiği gibi Dünya, bu gece ve gündüzün asıl kaynağı olan çevresindeki uzayı kendi üzerine sarıyorsa, geceyi ve gündüzü de birbiri üzerine sarıyor demektir. Belki de Güneş ışınları çok küçük sapmalarla bükülerek yeryüzüne ulaştığı için biz bunu fiziksel olarak fark edemiyor olabiliriz.



« Son Düzenleme: Eylül 23, 2010, 06:10:55 ÖS Gönderen: T.Taşpınar »

Çevrimdışı ehli-beyt

  • Bekleyin, bizde beklemekteyiz.
    • Profili Görüntüle
    • İslamı Tek gözle değil iki gözle anlamak için
Öncelikle siteniz hayırlı olsun , kuranı kerim ile ilgilenen sayısının çok az olduğu bir dönemde bu konularla ilgilenmeniz kafa yormanız çok güzel , bende vakit buldukça yazılarınıza yorum yazıp katıkıda bulunmaya çalılşacağım ;

Dünyanın geoit şekli ile ilgili kuranı kerimde çok daha açık ve net ifadeler de kullanılmıştır. Yani mecaz olarak değil direk bizzat anlatılmıştır;

İsterseniz vaktiniz olursa bir okumanızı öneririm ;

http://www.kuranbilim.com/kuran-ve-bilim/dunyanin-geoid-seklinin-kurandaki-delili.html
http://www.ehli-beyt.net/ Ehli Beyt Tefsir Kuran Bilim meal portali

http://www.kurancasozluk.com/ Kurani Arapça Osmanlıca türkçe sözlük sitesi

http://www.kuranbilim.com/ Kuran Tefsir Meal islam tarihi makale sitesi

Çevrimdışı T.Taşpınar

  • Administrator
    • Profili Görüntüle
Sayın ehli-beyt,
Öncelikle ilginiz için çok teşekkür ederim.Bahsettiğiniz konuyla ilgili olarak,bu başlığın hemen başında aşağıdaki açıklamayı yapmıştım.
"Dünya’nın yuvarlaklığına ve hatta geoit şekline işaret olarak değerlendirilebilen bazı ayetler vardır. Ancak, bu başlık altında genel olarak bilinen bu ayetler dışında şimdiye kadar bu şekilde değerlendirilmediğini düşündüğümüz bir ayetten bahsedeceğiz."
Bahsettiğiniz sitede de çok açıklayıcı ve bilimsel bir üslupla "dahv" kelimesiyle ilgili bilgilerden bahsedilmiş.Okuyucular için yararlı olacaktır.Teşekkür ediyorum...

Sanırım Yukarıdaki Site Kapanmış, Arşivden Baktım,
 http://web.archive.org/web/20101104000125/http://www.kuranbilim.com/dunyanin-geoid-seklinin-kurandaki-delili.html

Geoid şekil
Geoid : Kıtalar boyunca kesintisiz olarak uzanan, düzeltilmemiş ortalama deniz seviyesi (MSL) ile çakışan, dünyanın yerçekimi alanındaki eşit potansiyelli yüzey.
 Not: Geoidin biçimi, yerel yerçekimi bozuklukları (rüzgar gelgitleri, tuzluluk, akım, vs.) nedeniyle düzensizdir ve ağırlık yönü her noktada geoide dikeydir.
Bir diğer tanımla Dünya’nın, Güneş’ten koptuktan sonra kendi ekseni etrafında oldukca hızlı sayılacak bir şekilde dönmesiyle oluşan “merkezkaç” kuvveti yerin, Ekvator kısmının şişkin, kutuplar tarafının basık olmasına neden olmuştur. Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönerken kazandığı şekil hiç bir geometrik şekle benzemez. Dünyamızın bu özel, kendine özgü şekline “Geoid” (Jeoid) denilmiştir.



Geoid şeklin özelliği kutuplardan basık olmasıdır
Ekvator çevresi            : 40 076 km
Kutuplar çevresi           :  40 009 km
Ekvator yarıçapı           :  6 378 km
Kutuplar yarıçapı      :  6 357 km
Yer’in şeklinin oluşmasında yerçekimi ve merkezkaç kuvvetinin yanında, yer yapısını oluşturan çeşitli özelliklere sahip maddelerin de etkisi vardır. Yer’in deniz yüzeyinden yüksekte olan kısımlarının atılması ve denizden alçak olan çukurların dikkate alınmaması ile meydana gelen bu şekle Geoid (yerimsi) denir.Geoid şeklinin temel özelliği; Ekvator’da şişkin kutuplardan basık, ancak genel anlamda yuvarlak olmasıdır.
Dünya’nın Ekvator çevresinde şişkin, kutuplarda basık olması, Dünya’nın ekseni çevresinde dönmesinden kaynaklanan koriolis kuvvetinin sonucudur.
Yer’in Geoid Şeklinin Doğurduğu Sonuçlar:
Yer’in Ekvator çevresinden şişkin kutuplardan basık olmasının doğurduğu en belirgin sonuçlar; kutup yarıçapının Ekvator yarıçapından kısa olması, Ekvator’un çevre uzunluğunun herhangi bir tam meridyenden daha uzun olması ve yerçekiminin kutuplarda Ekvator’dan daha fazla olmasıdır. Bunun dışındaki sonuçlar genel anlamda yerin yuvarlak bir şekle sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sonuçları şöyle sıralayabiliriz:
Dünya’nın dönüş hızı (çizgisel hız) kutuplara doğru azalır. Ekvatorda bulunan bir nokta saatte 1670 km hız yaparken, kutup noktalarında bu hız sıfırdır.
Paraleller Yer’in geoid şeklinden dolayı çemberdirler.
Bir noktadan başlayarak hep aynı yönde ilerleyen bir hareketli, tekrar başladığı noktaya gelir.
Paralel dairelerin çevre uzunlukları Ekvator’dan kutuplara doğru kısalır.
Meridyenler arasındaki uzaklık Ekvator’dan kutuplara doğru azalır ve bütün meridyenler kutuplarda birleşir.
Harita yapımı esnasında Dünya üzerindeki kara ve denizlerin boyutlarında bozulmalar olur.
Atmosfer’in kalınlığı Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
Yerden yükseldikçe görülen alan genişler.
Dünya’nın her zaman yarısı aydınlık yarısı karanlık olur.
Güneş ışınlarının düşme açısı Ekvator’dan kutuplara doğru daralır. Bun nedenle:Sıcaklıklar Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
Sıcaklık ve iklim kuşakları oluşmuştur.
Doğal bitki örtüsü, tarım ürünleri ve hayvan türleri kuşaklara ayrılmaktadır
Buzul alt sınırı ile orman, tarım, yerleşme ve doğal bitki örtüsü üst sınırı kutuplara doğru gidildikçe deniz seviyesine yaklaşmıştır.
Herhangi bir olayın Ekvator’la kutuplar arasında değişkenlik göstermesinin temel nedeni Yer’in şeklinin Geoid olmasıdır. Buna enlem etkisi denir.


Dünyanın Geoid , girinti ve çıkıntılarında dahil edildiği 3D resmi
NÂZİÂT suresi 30. ayet
 Vel’arda ba’de zalike dehaha.
 Bundan sonra da yeri yayıp deve kuşu yumurtası biçiminde yuvarlattı. Ayetin Arapça’sında geçen “dahv” kelimesinin köklerinden türetilen kelimeler “yuvarlaklık” ifade etmekte, “devekuşu yumurtası” gibi anlamlara gelmektedir. Bu yüzden yukarıdaki ayeti “Yeryüzüne devekuşu yumurtasının şeklinin verildiği” anlamında algılayanlar da olmuştur. Prof. Dr. Süleyman Ateş, en ünlü Arapça sözlük olan Lisanul Arab’a da dayanarak bu kelimenin anlamını şöyle açıklamaktadır : “…Hasılı dahv döşemek, düzeltmek demek ise de sadece basit bir döşemek ve düzeltmek değil, yuvarlak olarak düzeltmek, döşemek anlamını verir ki bu ayetten Yeryüzünün yuvarlak yaratıldığı anlamı çıkar.


Bu ayeti pekiştirip tam olarak manasını oturtan ayet ise ;

RA’D suresi 41. ayet
 E ve lem yerav enna ne’til erda nenkusuha min atrafiha, vallahu yahkumu la muakkibe li hukmih, ve huve seriul hisâb.

Ya görmüyorlar mı da? Biz o arzı etrafından eksiltip duruyoruz ve Allah öyle hukm-ü hukümet eder ki hukmünü takib edecek yoktur, hem o çok seri hisablıdır

nenkusuha >>> Eksiltme,eksik bırakmak kesinti yapmak

atrafiha >>> Etraf ,uç, yanlar

Bu ayetin bir manası da dünyanın geoid şeklinin ifadesidir , resimde de gördüğünüz gibi dünya tam yuvarlak değil bazı yerlerinde eksiltilmiş, kesinti yapılmış şekildedir , resimde bunu çok rahat anlayabilirsiniz …. İki ayeti bir arada aldığımızda bu ayetden bazılarının çıkardığı gibi kuranı kerimde dünyanın tepsi gibi değil , yuvarlak ama etrafından eksik olan bir yuvarlak , uçlarından eksik olan bir yuvarlak şekilinde olduğu yazmaktadır …

Tabi bu ayetin başka bir sürü anlamı daha vardır , onlara da zamanı gelince değiniriz inşaAllah.

hayat kuran zaten :)


 

free counters